gonulcelen

Gönül Çelen Yazı ve Fikir Paylaşım Platforumu
Menu

Alt Menu
 

Haftanın Sözü


"Kalbin kendine göre nedenleri vardır,

akıl ise bunu hiçbir zaman anlayamaz."
Pascal



 

Faydalı Linkler

 

Hava durumu
 

Tavsiye Et


 

Tema Seçimi

 

Gonul Celen Paylaşım ve Sohbet Platforumuna Hoşgeldiniz

       Merhabalar...

   Kim ne derse desin yazmak bir hastalıktır. Konuşmadan duramayan insanlar gibi

yazmadan duramayan insanlar vardır. Söylemek  istediklerimiz kadar yazmak

istediklerimiz de vardır. Evrende insanoğlunun boşluğu hiç bir şekilde kabullenmemesi , yazdıklarımızın

ve  yazmak istediklerimizin zaman içinde kaybolması isteğini dürttü ve bizler kendimizi isimi daha çok

duyglarımıza hitap eden bir site de, sadece kendimiz için yazıyor bulduk. Ancak kelime israfından da şiddetle

kaçınmak isteyen bizler sadece herkesin hissettiği, herkesin yaşadığı şeyleri bir anlamda yanstıma

niyetindeyiz. Kendi duygusalığımıza kapılıp güncel hayattan kopmamaya özen göstereceğimiz bu

yazılarımıza da ülkemizi ve bizleri ilgilendiren bir çok konuyada kendi bakış açımızdan değinmeye çalışacağız.

Umarız siz okumaktan bizde yazmaktan sıkılmayız. Ne diyeyim gönül çelenin ve sizlerin gazası mübarek

olsun. 

 

by "yazar"

Gönül Çelende gönüllerinizin çelinmemesi için gönüllerinize dikkat edin..

 


 

Haftanını Yazısı:

 

Kuranı hz. Muhammed mi Yazmıştır?

 Günümüz insanın – sokaktakinden entellektüelüne - kafasını kuracalayan ve belirsiz bir soru olarak kalan sorulardan biri de İslam dinin kutsal kitabı Kuran-ı Kerim’in Hz. Muhammed tarafından yazılıp yazılmadığıdır. Bu yazımda böyle bir sorunun insanlarına akıllarına nasıl gelebileceği, bunu düşüncenin İslamiyet açısından yeri ve önemini anlatıp en sonunda bizzat Kuran’dan alacağım kaynaklardan sunacağım delilerle beraber bir cevap vermeye çalışacağım.

 

Müslümanlar veya Müslüman Bir Ülkede Yaşan İnsanlar Neden Böyle Düşünüyorlar?  

            Bu gelişmeye tam olarak bir neden vermek sanırım mümkün olmayacaktır ancak ihtimal nedenler şunlardır;

 

  1. Dinin insan yaşamında ikinci plana atılması; Hıristiyanların dinlerini kurumsallaştırmaları (“institution”) gibi İslamiyetin bir hayat tarzı olarak görülmeyeceğinin Müslümanlara ve İslamiyete yakınlık duyanlara Tv ve medya aracılığıyla yapılan yayınlarla empoze edilmesi;
  2. Kuran-ı Kerim ‘deki dilin Arapça olması ana dili Türkçe (1) olan insanların kutsal kitapta yazılanları Allah tarafından gönderildiğini tam olarak anlayamaması ve anlamak için uğraş sarf etmemesi;
  3. İkinci şıkla doğan ihmalkârlığın Müslümanların İslamiyet hakkında ciddi bilgi eksikliği yaşadıkları ve popüler medyanın ve ideolojik fikirleri savunan insanların İslam hakkındaki söylemlerine “eleştirisiz” ve “araştırmadan” inanmaları;
  4. Dinin yaşanmasından rahatsız olan çevrelerin “irtica faaliyetleri” söylemleriyle suni gündemler oluşturup camilere veya dinin öğretileceği yere gidilmesinin engellemesi ve insanların fikir ve vicdanları üzerinde psikolojik bir yaptırım uygulamaları.

 

Bu Soruyu Sormanın İslamiyet’e Önemi?

 

İslamiyet, aklı selim bir insanın hem aklına hem de kalbine hitap edecek mükemmelliktedir. Allah’ın İslam diniyle getirmiş olduğu her ibadetin, her kuralın ve yasağın insan aklına ters gelecek nitelikte olmadığı aşikardır. Bu cümlenin doğruluğundan içlerinde şüphesi olan varsa İslamiyet hakkındaki bilgilerini sorgulamalarını öneririm. İslamiyetin akla aykırı gelecek herhangi bir kuralını ve yasağını olabileceğini söyleyebilmek için; bu dini tam olarak (son günlerin popüler deyimiyle hakkını vererek), eksiğine gediğine kadar da bilmek ve hikmetini (haklı sebeplerini) göremeye çalışmak gerekir. Bu bilgilerden yoksun bir şekilde yorum yapmak insanın kendi şahsi fikiri ve görüşü olarak kalacaktır. Takdir edersiniz ki yüce Allah tarafından gönderilen bir dinin “eksik bilgi” ve “bencelerle” yorumlamak bugün akademik çalışmalara bile reva görülmeyen bir uygulamadır.

 

Yinede bu açıklamadan İslamiyet hakkında hiç bir şüphe duyulmaması gerektiğinin anlamına gelmiyor. Bilakis İslamiyet’in en ince ayrıntısına kadar araştırılıp bilinmesi ve ideolojik fikrilerden ve diğer dinlerden üstün kabul edilmesinin nedenleri bilinmelidir. Bu yüzdendir ki Hz. İbrahim’in (Allah’ın vazifelendirdiği diğer bir peygamber) Allah’ı kendi akılıyla bulmuş ve kumdan yapılan putlara tapmamıştır.

 

Kısaca insan art niyetsiz ve güvenilir en az dört beş kaynaktan (diyanet işlerinden vb.) aklına takılan her şeyi öğrenebilir, gerçekte her insan İslamiyeti öğrenmekle “-İkra ” (Oku) emrinin gelmesiyle yükümlüdür. (Yaratanı bulmak için kâinatı okumak gerekir.)

 

 

 

 

                                 

 

 

                                  Kuranı hz. Muhammed mi Yazmıştır?

Asıl sorumuza gelecek olursak belirtmeliyim ki her şeyden önce Kuran-ı Kerim yazılmamıştır, vahiyle Allah tarafından indirilmiştir. Vahiy, buyruk veya düşüncelerin Tanrı tarafından peygamberlere bildirilmesi eylemine veya bu bildirinin kendisine denir.İslamiyete göre vahiy, peygamberlere Cebrail aracılığıyla iner. İslam alimlerine göre Hz. Muhammed’e vahiy iki şekilde gelmekteydi.  Birincisi insanlarla vasıtasız olarak gizli konuşma şeklinde, ikincisi perde arkasından konuşma şeklinde ve elçi göndermek suretiyle iletişim kurar. (2) Kuran da Hz. Muhammed’e vahiy geldiğine dair iki ayet(3)

“Kendisinde şüphe olmayan bu Kitabın indirilişi alemlerin Rabbi tarafındandır. Yoksa onlar: "Bunu uydurdu" mu diyorlar? Hayır; o, Rabbinden olan bir haktır; senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için (onu sana indirdik). Umulur ki hidayet bulurlar. (Secde Suresi, 2-3)

“O, bir şairin sözü değildir. Ne az inanıyorsunuz? Bir kahinin de sözü değildir. Ne az öğüt alıp-düşünüyorsunuz? Alemlerin Rabbinden bir indirilmedir. (Hakka Suresi, 41-43)”

 

Allah Tarafından İndirildiğinin İspatı Var mı?

İslamiyetin akla mantığa hitap ettiğini daha önce söylemiştim. Tabi ki Allah tarafından daha doğrusu bir insan tarafından yazılmayacağına dair deliler vardır. Bunları 4 madde altında incelemeye çalışacağım.

a.      Kılavuz ihtiyacı

b.      Hz. Muhammed’in okuma bilmemesi

c.      Kuran’daki zaman üstü ifade ve olaylar

d.      Kuran’daki bilimselliği ispatlanmış gerçekler bilgiler 

 

 

a. Mantıklı düşünüldüğü zaman görülecektir ki eğer bir yaratıcı varsa, bu yaratıcı yaratıklarına bir şekilde kendisini bildirecektir. İnsanları dünya da kendisine ibadet etmesi için yaratan ve sınayan Allah, tabi ki onları dünya üzerinde kendisinden habersiz bırakmayacaktır. Kendi varlığını ve birliğini, kendi yaratığı varlıklara bildirecektir. Tarihe baktığımız zaman insanların başı boş durmamaları, varlıklarının sebebini bilmeleri, zulüm ve azgınlık yapıp küfre girmemeleri için Allah insanlar arasından kendisine elçiler seçmiş ve bu elçiler aracılığıyla kitaplar indirmiştir. Diğer kutsal kitaplar (tahrip olmuşladır) ve Kuran birer kılavuzdur, bu hayatta nasıl yaşamamız gerektiğini gösterir ve bizi uyarır. Örneğin

"İnsan, kendisinde istediğini yapabilecek bir güç, bilgi ve yetenek vahyettiği zaman artık Allah'ı unutur; gerçek kudret, ilim ve dilediğini dileme ve yapabilme güç ve iradesine sahip olanın yalnızca Allah olduğunu aklından çıkarır. Bu durum insan için tuğyana açılan bir kapıdır; artık dilediğini yapar, hak-hukuk ve hiçbir sınır tanımaz. Allah'a ortak koşmaya, nefsini onun yerine geçirip heva ve heveslerinin peşinden gitmeye girişir. İşte bu hal, tuğyan halidir ve bu tür insanlar da Kur'an'ın diliyle Tağidir"

gibi ayetler nasıl yaşamamız gerektiğine gösterir. Bu nedenle her insan hatta Ateist, Mecusi, Pagan olsa da Kuran-ı Kerim’de Allah’ın insanlara kılavuzluk etmek için bir takım ayetler gönderdiğini tasdik edeceklerdir. Bu ayetlere inanmasalar veya hayatlarına adapte etmeseler bile Allah’ın kendisini bildirecek bir kitap indirdiği ortadadır.

 

b.”Hz. Muhammed ümmiydi yani okuma bilmiyordu. Tahsil imkanı bulamamıştı. Arabistan gibi okur yazar miktarının parmakla sayılacak kadar az olduğu bir yerde zaten buna imkan da yoktu.” İslam tarihi veya Arap tarihini anlatan kitaplarda bu bilgi geçmektedir buna rağmen aksi idda ediliyorsa varsayımdan fazlası değildir. İlginçtir ki Hz. Muhammed’in okuma yazma biliyor olsaydı, eğitim seviyesi ne derece olursa olsun o zaman da “çok tanrılı “ bir kültürden gelen bir insanın “tek tanrı ” inancını oluşturması hayaliciliğe kaçmaktadır.

 

 c.Kuran Kerim geçmişte yaşan insanların yaşamlarından hatta Arap yarımadasında yaşanların yaşamlarından kesitler sunar. Bazılarının hikaye anlatıyor yorumlarının aksine bu yöntemin uygulanmasında bir çok haklı sebep vardır. Öncelikle tarih tekerrürden ibarettir, insanlar ayrı da olsalar aynı hatalara düşüler ve Kuran da geçen bu ayetlerin sebebi önceki insanların hatalarından ve yaşadıklarından ders çıkarılmasıdır. Örneğin;

“Lut (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı. Hani onlara kardeşleri Lut: "Sakınmaz mısınız?" demişti. "Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir. Siz insanlardan (cinsel arzuyla) erkeklere mi gidiyorsunuz? Rabbinizin sizler için yaratmış bulunduğu eşlerinizi bırakıyorsunuz. Hayır, siz sınırı çiğneyen bir kavimsiniz." Dediler ki: "Ey Lut, eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten (burdan) sürülüp çıkarılanlardan olacaksın." Dedi ki: "Gerçekten ben, sizin bu yaptığınıza öfke ile karşı olanlardanım." (Şuara Suresi, 160-168) (4)

 

Lut kavimi helak edilmiştir bir toplumdur. Lut kaviminin helak olmasının sebeplerinden biri Allah’ın gönderdiği elçileri yalanlamasıdır, işte bu ayet bizi uyarır, Allah’ın peygamberine karşı takınmamız gereken tavrın aslında ne kadar önemli olduğunu vurgular.

Diğer bir örnek Hz. İbrahim’le ilgili vermek istiyorum. Hz. İbrahim’den Kuran’ı kerimde 

"İbrahim ve onunla birlikte olanlarda size güzel bir örnek vardır..." (Mümtehine Suresi, 4)

bu ifadelerle övülmektedir. Hz. İbrahim gibi olmak bir anlamda özendirilmektedir. Hz. İbrahim herkesin puta taptığı bir toplumda putların yaratıcı olamayacak kadar aciz olduklarını söylemiş ve gücü her şeyi kuşatan bir yaratıcının olması gerektiği düşüncesiyle Allah’ı bulmuştur.

 

 

e.Gelelim en vurucu ispatımıza. Bu maddeye kadar kısaca anlatılanlar hala yetersiz geliyorsa sanırım bu maddeyle şüpheleriniz izale olacaktır. Çünkü Kuran’nın bir insan tarafından yazıldığı düşüncesinin en iyi çürüten bu maddedir.

 

 

Kuran-ı Kerim’de bir takım bilimsel gerçekler vardır. Bu bilgiler ışığında insanın ve kâinatın nasıl yaratığını 14. asır önce Allah Kuran Kerim’de anlatmaktadır. Örneğin; İnsanın sudan yaratılışını adım adım önce Kuran’dan okuyalım sonra bilimsel bir veriden



Andolsun, Biz insanı, süzme bir çamurdan yarattık.
Sonra onu bir su damlası olarak, savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.
Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alak'ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir.
(Müminun Suresi, 12-14)


Çeştli ayetlerde insanın ana rahmine nasıl düştüğü nasıl yaratıldığı anlatılmaya devam etmektedir;



"Biz sizi hakir bir sudan yaratmadık mı?
Onu sağlam bir yerde tutup da, Malûm bir vakte kadar" (Mürselat20,21,22)
"O (döl yatağına) dökülen meniden bir damla su değilmiydi?Sonra o (meni) bir kan pıhtısı olmuş derken insan biçimine koyup yaratmış düzenlemiştir.Hülâsa ondan erkek, dişi iki sınıf çıkarmıştır" (Kıyame 37,38,39) "O sizi bîr tek candan yaratandır" (Enam 98) ”Onu (yaratan) hangi şeyden yarattı,Bir damla sudan yarattı da onu biçimine koydu.Sonra onun yolunu kolaylaştırdı" (Abese 18,19,20)


 Bilimsel verilere başvuralım;

 

“İnsan bedenini oluşturan 60-70 kiloluk et ve kemik kütlesinin özü başlangıçta bir damla suda toplanmıştır.” (BAV)

 

Sadece bu cümle bile Kuran’ı Kerim’i tasdiklemektedir.

 

 

Buna ilaveten Kuran’da yeryüzüne dair ayetlerde mevcuttur. Örneğin önce evrenin genişlemesini daha sonra Binbang teorisi BİLİM ARAŞTIRMA VAKFINDA şu ifadelerle anlatılmaktadır;

 

“1929 yılında California Mount Wilson gözlemevinde, Amerikalı astronom Edwin Hubble astronomi tarihinin en büyük keşiflerinden birini yaptı. Hubble, kullandığı dev teleskopla gökyüzünü incelerken, yıldızların uzaklıklarına bağlı olarak kızıl renge doğru kayan bir ışık yaydıklarını saptadı. Bu buluş bilim dünyasında büyük bir yankı yarattı. Çünkü bilinen fizik kurallarına göre, gözlemin yapıldığı noktaya doğru hareket eden ışıkların tayfı mor yöne doğru, gözlemin yapıldığı noktadan uzaklaşan ışıkların tayfı da kızıl yöne doğru kaymaktaydı. Yani yıldızlar her an bizden uzaklaşmaktaydılar.

Hubble, çok geçmeden çok önemli bir şeyi daha buldu; yıldızlar ve galaksiler sadece bizden değil, birbirlerinden de uzaklaşıyorlardı. Her şeyin birbirinden uzaklaştığı bir evren karşısında varılabilecek tek sonuç ise, evrenin her an "genişlemekte" olduğuydu. ” (5)

 

 

Oysa Kuran-ı Kerim bu ifadelerle evrenin genişlediğin 14.asır önce haber vermekteydi.

"Biz göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve şüphesiz Biz (onu) genişleticiyiz." (Zariyat Suresi, 47)

Bingbang teorisini ortaya çıkışı;

“Evrenin genişlediği gerçeği, o güne kadar kabul gören "durağan (statik) evren" modelinden tamamen farklı bir evren modeli ortaya koydu. Evren genişlediğine göre, zaman içinde geriye doğru gidildiğinde evrenin tek bir noktadan başladığı ortaya çıkıyordu.

Yapılan hesaplamalar, evrenin tüm maddesini içinde barındıran bu "tek nokta"nın, "sıfır hacime" ve sonsuz yoğunluğa sahip olması gerektiğini gösterdi. Evren, sıfır hacme sahip bu noktanın patlamasıyla ortaya çıkmıştı. Bu patlamaya "Big Bang" (Büyük Patlama) dendi ve bu teori de aynı isimle anılmaya başlandı. ”

 

Yine Bingbang teorisini Kuran 14. asır önce gözler önüne sermektedir.

 

“"O inkâr edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?" (Enbiya Suresi, 30)”

 

 

Görüldüğü gibi Kuran-ı Kerim’de geçen bilimsel ayetler bu kutsal kitabın bir insan tarafından yazılamayacağını kanıtlamaktadır, en basit ispatıyla Bing Bang Teorisi 1929 yılında evrenin genişlemesinin anlaşılmasından sonra ortaya çıkmıştır, Hz. Muhammed’se Milatan sonra 571 senesinde dünyaya gelmiş, 632 senesinde vefat etmiştir. Bu durumda okuma yazma bilmeyen bir insanın dönemin şartlarına göre insan vücudunun dört üçünün suyla kaplı olduğu ve evrenin genişlediği ama öncesinde tek bir parçayken birbirinden büyük bir patlamayla ayrıldığını ve Kuran da geçen diğer bilimsel ayetleri bilecek durumu olamaz, hele Arap yarımadasında böyle bir şey hiç düşünülemez.

 

 

 

 

Kaynaklar ve Açıklamalar 

 

1. Kuran-ı Kerim Arapça olmasının hikmeti (gerekli sebepleri)

2. Vahiy için ayrıntılar http://www.cumhuriyet.edu.tr/akademik/fak_ilahiyat/der51/19.htm

http://tr.wikipedia.org/wiki/Vahiy

3. Açıklama:

Kur’an-ı kerimi oluşturan ana bölmelere sûre denir. Kur’an-ı Kerim 114 sûre’den meydana gelmiştir. Sûreleri oluşturan cümle veya cümle gruplarına ayet denir. Kur’an-ı kerim’lerde ayetler numaralandırılmış ve resmiyet kazanmıştır. Buna göre Kuran’da 6231 ayet vardır. Cüz: Kuran’ın her 20 sayfasına 1 cüz denir.

4.Kavimlerin helak olması http://www.kavimlerinhelaki.com/lutkavmi.html

5. BAVhttp://www.bilimarastirmavakfi.org/html2/yayinlar/evren_yoktan_yaratildi.html

 

Tavsiye:

Bilim adamlarının Kuran-ı Kerim’i ve bilimin örtüştüğünü söyledikleri sözleri ulaşmak için

(http://www.kuranvebilim.com/k_mucizeleri/edebi2.htm) <

 

 

 

 

 


"düşünmek kadar yazmakta serbest"
Yazıların sahiplerinden izin alınmadan kopyalanması
ve kullanılması 5846 Fikir ve Sanat Eserlieri yasasına göre suçtur.
Copyright © 2007 Besler Group Telif Hakları Besler Group'a Aittir.


Bizim gibi yazı yazmak ister misiniz? Yazılarınızın gonulcelende yayınlanmasını istiyorsanız İletşimden irtibat kurunuz.

Anasayfa Hakkımızda Nurgül Yazar
Gönül Çelen Yazı ve Fikir Paylaşım Platforumu